Galatasaray 2-1 Fenerbahçe: Maç sonu gerilimi, sahadaki eksikleri örtemez
Galatasaray–Fenerbahçe derbisinin ardından Adnan Öztürk, sarı-lacivertlilerin oyununu ve maç sonu olaylarını değerlendiriyor: Gerilim, futbolun hesabını örtemez.
Galatasaray–Fenerbahçe derbisinde 2-1’lik skor kadar, sarı-lacivertlilerin ortaya koyamadığı oyun ve son düdükten sonra yaşananlar da konuşuluyor. Ancak maçın ardından yükselen tansiyon, futbol üzerinden yapılması gereken hesabın önüne geçmemeli.

Galatasaray, RAMS Park’ta Victor Osimhen’in 29 ve 44. dakikalardaki golleriyle ilk yarıyı iki farklı üstünlükle tamamladı. Fenerbahçe’nin 62. dakikada İrfan Can Kahveci ile bulduğu gol ise karşılaşmanın sonucunu değiştirmedi.
Fenerbahçe açısından asıl mesele, derbiyi kaybetmekten önce oyunun kontrolünü neden bu kadar kolay rakibine bıraktığı. Böyle bir karşılaşmada beklenti yalnızca mücadele etmek değil; baskı altında çözüm üretebilmek, rakibi geriye itebilmek ve kendi planını sahaya taşıyabilmektir. Sarı-lacivertlilerin özellikle ilk yarıdaki görüntüsü, bu beklentinin uzağındaydı.
Bir güzel gol, bütün oyunun karşılığı değil
Fenerbahçe ikinci yarıda toparlandı ve farkı bire indirdi. Son bölümde beraberlik fırsatı da yakaladı; Skriniar’ın kafa vuruşunda Lemina’nın çizgiden çıkardığı top, derbinin sonucunu değiştirebilirdi. Bunları yok saymak doğru olmaz. Ancak geç gelen baskı, ilk yarıda kaybedilen oyun üstünlüğünü ve maç boyunca sürdürülemeyen hücum üretimini açıklamaya yetmez.
Bir takımın gol bulmasıyla iyi bir hücum düzeni kurması aynı şey değildir. Fenerbahçe’nin sorgulaması gereken de bu: Rakibini düzenli biçimde zorlayan bir oyun mu vardı, yoksa karşılaşmaya tutunmak için belirli anların ve bireysel becerilerin ortaya çıkması mı beklendi?
Benim değerlendirmem, sarı-lacivertlilerin derbide kendi oyununu kabul ettirmekten çok, Galatasaray’ın kurduğu oyuna cevap aradığı yönünde. Şampiyonluk iddiasındaki bir takım için eleştirinin merkezi burası olmalı.
Maç sonundaki görüntüler kimseye mazeret sunmaz
Son düdüğün ardından yaşanan arbedede Abdülkerim Bardakcı ve Archie Brown’un kırmızı kart görmesi, derbinin futbol dışına taşan bölümünü oluşturdu. Bu görüntüler iki takım açısından da savunulacak bir tablo değil.
Sahadaki gerilim, rakibin davranışları veya maç sonundaki tartışmalar, Fenerbahçe’nin oyun eleştirisini geçersiz kılmaz. Aynı şekilde Galatasaray’ın galibiyeti de kendi oyuncularının davranışlarını eleştiriden muaf tutmaz. Futbolun hesabı ayrı, disiplinin hesabı ayrı görülmeli.
Fenerbahçe’nin taraftarına vermesi gereken cevap, yalnızca olaylara ilişkin açıklamalardan ibaret olamaz. Teknik heyetin ve oyuncuların, bu derbide neden uzun süre rakibin belirlediği şartlarda oynadıklarını da anlatması gerekir.
Galatasaray derbiyi kazandı. Fenerbahçe’nin önündeki mesele ise yalnızca kaybedilen üç puan değil; büyük maçta ortaya koyamadığı oyunu nasıl değiştireceği. Son düdükten sonraki gürültü, bu sorunun cevabı olamaz.
Haber / Adnan Öztürk























